Kültür Karıncalaından Mektup Var!
Değerli büyüklerimiz, Sevgili kardeşlerimiz,
Güzel ülkemizin, kentimizin, semtimizin kültürel değerleriyle dünyanın en zengin bölgesi olduğunu söylüyor, ardında da yakınıyoruz “koruyamıyoruz” diye. Ama korumak için önce bu kültürel zenginlikleri sevmek, benimsemek ve tanımak gerekmez mi? Geleceğin sahibi biz çocuklar tanıyor muyuz bunca değeri, hatta öğrendik mi kültürel mirasın anlamını?
Ama biz Kültür Karıncaları şanslıyız. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfının geliştirdiği eğitim modeli sayesinde kültürel değerlerimizi tanıyor ve ne kadar zengin bir ülkede ve semtte yaşadığımızı öğreniyoruz. Bundan böyle o değerleri koruyacağız diye şimdiden karınca sözü verdik bile. Nasıl mı öğreniyoruz, nasıl mı koruyacağız? Bunları sonra anlatacağız. Önce kendimizi tanıtalım;
Biz İstanbul Zuhal, Türkan Sedefoğlu, Kırımlı Aslan Bey ve Tarık Us, Kocaeli Rahmiye, Bursa Nuri Erbak İlköğretim Okulları’nın ve Antalya Aksu Lisesi’nin Kültür Karıncalarıyız. Neredeyse İstanbul Dumlupınar ve Anafartalar İlköğretim Okullarının Karıncalarını unutuyorduk. Eğitim modelini sınamak için ilk çalışma onlarla yapılmış.
Şimdilik sayımız 1500, ama siz destek verirseniz zamanla karıncalar gibi daha da çoğalacağız.
Neden “Karınca” derseniz biz yanıtını çoktan verdik. Çünkü karınca; çalışkan, sabırlı, alçak gönüllü, becerikli, güvenilir, güçlü, dayanıklı, sevimli, zeki, ezilmez, bilgili, akıllı, biriktirici. Her şeye yardım eder, kendini aşar, işbirliği yapar, takım oluşturur, herkesin yükünü taşır, bilgi depolar, geleceği düşünür! Tıpkı bizim gibi.
Sevimli logomuz da sevgili Zihni Sinir İrfan Sayar ağabeyimizin bize armağanı. Kendisine gönülden teşekkür ediyoruz.
Evet, şimdi sıra geldi biz Kültür Karıncalarına verilen eğitimi anlatmaya. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı geliştirmiş bu eğitim modelini. Pedagog, eğitimci, psikolog, gezi kültürü ustaları ve gönüllü profesyonel rehberler bir araya gelerek karıncalar gibi bir takım oluşturmuşlar. Kültürel değerleri uyaran olarak kullanıp, karşılıklı etkileşim yöntemi ile;
•kendimizin, yaşadığımız çevrenin farkında olmamızı,
•kentimizin, semtimizin, mahallemizin değerini anlamamızı,
•eğitimin, bilimin, bilginin gücünü kavramamızı,
•kültürel değerleri tanıyıp, benimsememizi,
•kazanımlarımızı yakınlarımız ile paylaşmamızı
sağlayacak ve edindiğimiz bilgi, beceri ve tutumun bizlerde kalıcı davranış değişiklikleri oluşturacak bir eğitim modeli belirlemişler. Bize eğitim verecek Kültür Gönüllüleri de eğitimden geçmişler.
Zamanınızı almamak için uzun uzun anlatmayacağız eğitimimizi, ama kısaca “gezerek, görerek, hissederek ve yaparak” öğrenme diyebiliriz. Öyle birkaç saatlik değil bize verilen eğitim, 1-3 yıl sürüyor, hem de en çok 15 kişilik küçük gruplar halinde alıyoruz eğitimi. Eğitimcilerimiz çalışan ya da üniversitede okuyan Kültür Gönüllüsü genç ablalar ve ağabeyler. Bize saygılı ve içten davranarak öğretiyorlar her şeyi, soru sorunca –saçma bile olsa- bizi hiç azarlamıyorlar, bir de çok güzel konuşuyorlar. Biz de onları kendimize örnek alıyoruz.
Bu eğitim modeli ile biz İstanbul Karıncaları önce kentimiz İstanbul’u tanıdık. İlk durak Galata Kulesiydi. Sevgili kültür gönüllülerimiz bize Kulenin tarihini anlattılar, sonra Galata Kulesini “5 duyu”muzla hissettik, ardından ver elini Kulenin tepesi dedik, Galata kulesinden -bir arkadaşımızın deyişiyle-, "canlı İstanbul"u kuşbakışı seyrettik, inanın muhteşemdi, ama Kız kulesinde aklımız kaldı. Haa neredeyse unutuyorduk sormayı, siz Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kuleden nasıl uçup taa Üsküdar’a konduğunu biliyor musunuz? biz öğrendik, hatta dramasını bile oynadık..
Sonra çok ilginç, çok gizemli bir yere gittik, merak etmeyin, ismini söyleyeceğiz; Yerebatan sarnıcı, burada ağlayan sütunu gördük, güzeller güzeli Medusa ile arkadaş olduk, durun daha bitmedi, Sarnıcın sularında “dilek tekne”mizi yüzdürdük,...
Derken dünyanın en eski en anlamlı meydanına geldik, burası bir hazine. Ayasofya müzesi, Sultanahmet camii, Topkapı sarayı, İslam Eserleri müzesi, tarihi çeşmeler, çeşit çeşit sütunlar hep burada.. Kültür gönüllüsü ablalarımız, ağabeylerimiz bu tarihi meydanı bize bir bir anlattılar, ama öyle bir günde gezilecek gibi değil, buraya tekrar tekrar gelmek gerekir..
Bize kısacık gelen, doyamadığımız bu etkinlikte başka uygarlıklarla tanıştık, sonra gördüklerimizi, hayal ettiklerimizi resme, dramaya döktük..
Eğitim temalı etkinliğimizde ise Mimarlar Mimarı Sinan’ın ve geçmiş değerlerimizin önemini kavrayarak Süleymaniye camiini ve külliyesini heyecanla dolaştık, ardından yeni bir eğitim kurumunda, Kadir Has Üniversitesi’nde yorgunluk attık.
Bir başka etkinlikte Fener ve Balat’ı bir güzel gezdik ama algılaya, algılaya... Biliyorsunuz Fener-Balat yüzyıllardır dinlerin kardeşliğine ev sahipliği yapmakta, camiiler, kiliseler, sinagoglar kardeş kardeş yaşamakta, onları gördük....
Daha neler gördüğümüzü sorarsanız “evlerimiz”i diyeceğiz ..Evet doğru duydunuz, “evlerimiz”i.. Biliyor musunuz, bizim eski evlerimiz çok özelmiş, korunmalıymış, komşulara saygı adına onların ışığını kesmeyecek biçimde yapılmışlar..
Şimdi söz sırası biz Bursa Kültür Karıncaları’nda; İstanbul’dan gelen Kültür gönüllüsü ablalarımızla, ağabeylerimizle Kent müzesini, Arkeoloji Müzesini, Muradiye Külliyesini gezdik. Karagöz-Hacivat Evi’nde ve Atatürk Köşkü’nde geçmişi yaşadık. Ama İstanbul’lu kardeşlerimiz gibi biz de drama oynayarak, hikaye yaratarak pekiştirdik öğrendiklerimizi.. Bir zamanlar Başkent olan kentimizin değerini bir kez daha ama tanıyarak, hissederek anladık.
Biz Kocaeli Karıncaları ise; bu programa girmeden önce kentimizin değeri hakkında pek iyi duygular beslemiyorduk. Ne de olsa küçük bir kentti, hiç Başkent filan olmamıştı, görünen görkemli tarihi binalarımız yoktu. Ama İstanbul’dan bizim için gelen kültür gönüllüsü ablalarımız, ağabeylerimiz bize kentimizi öyle bir tanıttılar ki neredeyse aşık olduk. Evet kentimizde Saat Kulesi’ni, Roma Antik tiyatrosunu gördük, drama oynadık, hikaye yarattık. Daha sonra Sabancı Kültür Merkezi’ni ve Kapancı Sokağı’nı gezdik, Şehitlik’ten “uçsam nereye konarım” oyununu oynayarak güzel kentimizi seyrettik. Sonuçta ne kadar değerli bir kentte yaşadığımızı öğrendik.
Eh, nihayet anlatma sırası biz Perge Karıncaları’na geldi. Size Perge’de yaptığımız etkinlikten söz edelim.
Perge zaten Vakfı’mızın özel ilgi alanı, “Perge’de bir sütun da sen dik” kampanyası başarı ile sürüyor, 70 sütun şimdiden ayağa kalktı bile. Ama daha pek çok sütun yerde, sizlerin ilgisini bekliyor.
Perge’de kazılar Prof Dr Haluk Abbasoğlu sorumluluğunda sürüyor. Biz kendisi ile tanıştık, bize Perge’yi, kazıyı anlattı, antik tiyatroyu kaplayan otların dikkatli ellerle temizlenmesi gerektiğini söyledi. “Küçük Prens”de yazdığı gibi ”Gülümüzü onca değerli kılan ona verdiğimiz emek” değil mi? Biz de kolları sıvadık, Perge’nin geçmişini taa yüreğimizde hissederek antik tiyatronun otlarını bir güzel temizledik.
Biraz molanın ardından bizler için hazırlanmış drama metinlerini çalıştık ve Perge sütunları bizi teşekkür dolu gözlerle seyrederken o dramaları sanki o günleri yaşarcasına oynadık. Perge artık bizim için özel bir yer, çünkü ona emek verdik, hatta bir de bildirge hazırladık;
Perge’den biz sorumluyuz!
Biz Kültür Karıncalarıyız. Perge ile tanıştık ve onu çok sevdik. Onun otlarını temizledik, onun için drama oynadık, sütunlarını okşadık, onunla arkadaş olduk. Bundan böyle Perge bizim sorumluluğumuzda. Her yıl otlarını temizleyeceğiz, onu hoyrat ellerden koruyacağız, yıl be yıl sütunlarının ayağa kalkışını izleyeceğiz.
İlk adımı Perge’de attık, sıra diğer ören yerlerimizde..
Her okul bizim gibi bir ören yerini arkadaş edinse ve ondan sorumlu olsa, böylece ören yerlerimiz boynu bükük kalmasa diyoruz ve kardeşlerimize çevrelerindeki bir ören yerini sahiplenmeleri, büyüklerimize de biz Kültür Karıncalarına destek vermeleri için çağrı yapıyoruz.
Değerli büyüklerimiz, sevgili kardeşlerimiz, kentlerimizi, semtlerimizi tanıdıkça ne kadar güzel, değerli bir yerde yaşadığımızı öğrendik. Ama bu değerli yerleri gelecek kuşaklara da bozulmadan teslim etmemiz gerekir diye düşünüyoruz. Evet, şimdilik çok küçüğüz, hatta çocuğuz, ama büyüyeceğiz, belki Muhtar, ya da Belediye başkanı, hatta Anakent Belediye başkanı, belki de Başbakan olacağız, neden olmasın, önce hayal etmek sonra çabalamak gerekir. Diyelim ki “olamadık”, ama bir yurttaş olarak da semtimizin, kentimizin korunmasına katkıda bulunacağız, şimdiden söz veriyoruz..
Ve sevgili kültür gönüllüsü ablalarımız, ağabeylerimiz, işleriniz, dersleriniz çok yoğun, biliyoruz. Ama bu projeye katılıp Kültür Gönüllüsü olarak bize zaman ayırıp, tüm sorularımıza bıkmadan usanmadan yanıt verdiğiniz için size nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz, sağ olun, bize örnek oluyorsunuz, belki bir gün bizler de sizler gibi Kültür Gönüllüsü oluruz, kimbilir...
Saygı ve sevgilerimizle.
İstanbul, Haziran 2006
İstanbul Zuhal, Türkan Sedefoğlu, Kırımlı Aslanbey ,Tarık Us, Kocaeli Rahmiye, Bursa Nuri Erbak İlköğretim Okulları’nın ve Antalya Aksu Lisesi’nin Kültür Karıncaları
www.kulturbilinci.org, e-posta: karinca@kulturbilinci.org, kb@kulturbilinci.org
Tel: 0212 3472425
|