| İstanbul İle Tanışma Odaklı Eğitim Çalışması :
Kule: Tabanına göre yüksekliği çok fazla olan yapı. Kuleler ya tek başlarına durur ya da bir yapıya, bir duvara bitişik olarak yapılır. Bir kuleyi anlatmak için çoğu kez işlevi de belirtilir. Gözetleme kulesi, çan kulesi, su kulesi vb. gibi.
Müze: Sanat yapıtlarını ve doğa nesnelerini toplayarak bunları toplumun gelişmesi ve eğitilmesi amacıyla inceleyen, sergileyen ve koruyan kurum.
Tünel: Kara taşımacılığı, su ve enerji iletimi, madencilik gibi değişik alanlarda kullanılan, dar, uzun, genellikle dairesel kesitli, yapay ya da doğal yer altı geçidi.
Su Temalı Eğitim Çalışması :
Sarnıç: İçinde su biriktirmek için toprak altında yapılan depo. Eskiden evlerin bodrum katlarındaki küçük sarnıçlarda, damdan alınan yağmur suyu biriktirilirdi. Daha eski dönemlerde de suyu bir mahalle ya da kent halkı tarafından kullanılmak üzere, çok daha büyük boyutlarda sarnıçlar yapılırdı. Örneğin; Yerebatan Sarnıcı.
Şadırvan: Camilerde abdest almak için yapılmış, çevresinde musluklar bulunan su haznesi.
Çeşme: Depo ve kaynaklardan borularla getirilen suyun halkın kullanması için akıtıldığı yapı. Eski zamanlardan beri çeşmeler bahçelerin ve kentsel alanların düzenlenmesinde en önemli öğelerden olmuştur.
Sütun: Mimarlıkta bir gövde, bir başlık ve bir kaideden oluşan düşey taşıyıcı. Taşıyıcı bir işlev görmeden, yalnızca süsleme amaçlı kullanıldığı da olur.
Kemer: Bir duvarın içindeki, iki sütunun ya da ayağın arasındaki bir açıklığın üstünü örtmekte kullanılan, genellikle eğri biçimli, taşıyıcı yapı öğesi. Aynı zamanda kent içinde suyun bir yerden diğer yere dağıtılması için de kullanılmıştır. Bunlara da su kemeri adı verilir.
Medusa: Yunan mitolojisinde Gorgo'ların en ünlüsü. Kafasında saç yerine yılanlar olan kanatlı bir genç kadın olarak betimlenir. Gorgo'lar içinde tek ölümlü olan odur ve Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülmüştür. Bakanları taşa çeviren kafası, kesildikten sonra Athena'ya verildiği ve onun da bunu kalkanına yerleştirdiği söylenir.
Hamam: Yıkanmak için yapılmış yapı. Hemen hemen bütün eski uygarlıklar vücut temizliğinin yanı sıra simgesel olarak ruh temizliğini de amaçlayan ve dinsel bir anlam taşıyan yıkanma işlemine önem vermiştir.
Saray: Bir hükümdarın içinde yaşadığı ve devleti yönettiği yapı ya da yapılar topluluğu. Saray eski çağda aynı zamanda dinsel merkez işlevi de görürdü.
Kilise: Hristiyanlıkta tapınak yapısı.
Kubbe: Mimarlıkta taş ya da tuğla gibi küçük boyutlu yapı malzemelerinin bir yarım küre oluşturacak biçimde dizilmesiyle yapılan üst mekan örtüsü.
Dikilitaş: Obelisk olarak da bilinir. Tek parça taştan, genellikle kare kesitli, yukarıya doğru yükseldikçe daralan ve tepesi piramit biçiminde sonuçlanan sütun. En eski örnekleri Eski Mısır tapınaklarının iki yanına dikilidir.
Kentli Olma Temalı Eğitim Çalışması :
Arkeoloji: İnsanın geçmişini, geride bıraktığı maddi kültür belgelerine dayanarak inceleyen bilim dalı. Maddi kültür belgesi, uygarlık tarihinin başlangıcından, yani insanoğlunun ilk aleti yarattığı andan bugüne değin, gene insanın yaptığı ya da doğada bulduğu biçimi ile kendi gereksinmeleri için kullandığı nesnelerin tümüdür. Örneğin ilk aletler, en eski evler, tapınaklar , çanak çömlek kalıntıları, taş boncuklar, pişmiş toprak heykelcikler, ocaklar, ocaklarda bulunan yanmış kömürler, küller, etleri sıyrılıp atılmış hayvan kemikleri maddi kültür belgelerini oluşturur.
Lahit: İçine ölünün ya da yakıldıktan sonra küllerinin konulduğu, taştan, pişmiş topraktan, metalden ya da ahşaptan yapılan mezar yapısıdır.
Çivi yazısı: Eski çağlarda Ortadoğu'da yaygın olarak kullanılan yazı biçimi. Çivi yazısı M.Ö. 3000'li yıllarda Mezopotamya uygarlığı olan Sümerler tarafından bulunmuştur.
Hiyeroglif: Resimsel yazı sistemlerinde kullanılan karakterlerin her biri. Özellikle Eski Mısır anıtlarında rastlanır. Hiyeroglif simgelerin betimledikleri nesneleri temsil ettikleri de olur, ama genellikle belirli sesleri ya da ses gruplarını ifade ederler. Mısır hiyeroglif yazısı bütünüyle resimlerden oluşur ama bunların hangi nesneleri betimlediği her zaman anlaşılamaz.
Kil: Çok küçük toprak parçacıkları. Killi malzemeler ıslatıldığında plastik özellik kazanır, kurutulduğunda ise pekişerek sertleşir. İnsanlar ilk çömleklerini kilden yapmışlar, yapı malzemesi olarak kullanmış ve de kil tabletlerin üzerine yazılar yazmışlardır.
Lir: Gövdesinden çıkan düşey iki kolla bu kolları birleştiren yatay bir çubuktan oluşan telli bir çalgı. Teller çalgının altındaki kuyrukla yatay çubuğun arasına gerilir. Lir parmakla çekilerek mızrapla, bazen de yayla çalınır.
Çadır: Göçer ev olarak da bilinir. Kurulup sökülebilen ve kolayca taşınabilen bir iskeletin keçe, deri, bez, çul dokuma vb. malzemeden esnek bir örtüyle kaplanmasından oluşan, coğrafya koşullarına ve geleneklere göre değişik biçimlerde yapılan ilkel barınak.
Cilalı taş devri: Bu çağa dünyanın çeşitli yörelerindeki insan toplulukları değişik zamanlarda ulaşmışlardır. Ön Asya ve Anadolu'da İ. Ö. 8000'lerde başlayıp İ.Ö. 5500'lere kadar süren Cilalı taş devri(Neolitik Çağ) çanak çömlek öncesi, erken ve geç olmak üzere üç evreye ayrılır. Dünya uygarlığının temeli olan, insanlık tarihinde bir devrim olan gelişmeler hep bu dönemde gerçekleşmiştir. İklim şartlarının değişmesiyle birlikte insanlar yaşamakta oldukları mağara ve kaya sığınaklarını bırakarak açık yerlerde taş, ağaç ve kerpiç evler yapmaya başladılar. Tarım yapmaya ve yabani sığır, koyun keçi ve domuz gibi hayvanları evcilleştirmeye başladılar. Kullandıkları silah, balta vb. aletleri cilalıyorlardı. Topraktan kaplar yapmaya ve yiyeceklerini bunların içinde pişirmeye başladılar.
Yontma taş devri: Bu çağda insanlar mağaralarda barınmışlar, yaşamlarını başlangıçta toplayıcılıkla, sonraları ise bunun yanı sıra avcılıkla sürdürmüşlerdir. Kullanılan taş alet ve silahlardaki teknolojik gelişime göre yontma taş devri üçe ayrılır. İlk devrede yonga aletleri, sonra tek yüzü, daha sonra da iki yüzü işlenmiş çakmak taşı ya da dere taşı el baltaları kullanılmıştır. Orta dönemde yongalardan yapılmış delici, kazıyıcı, sıyırıcı ve saplayıcı aletler görülür. Üçüncü evrede ise bıçak ve keski türü aletlerin yanı sıra, kemik ve boynuzdan da aletler üretilmiştir.
Tunç devri: Tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde Kalkolitik Çağdan sonraki ve Demir Çağından önceki dönem. Bu dönem dünyanın değişik yerlerinde farklı zamanlarda yaşanmıştır. Bunun nedeni bakır ve kalaydan elde edilen tuncun değişik bölgelerde farklı zamanlarda bulunmasıdır. Tunç İ.Ö. 3000 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır.
Mühür: Üstünde bir insanın adı kazılı, metalden, değerli ya da yarı değerli taşlardan yapılan küçük damga. Mühür altına basıldığı yazıya resmi bir nitelik kazandırır. İlk mühür Mezopotamya'da kullanılmıştır. Burada yazılı belgeler kil tabletlerin üstüne kazınır ve kil kurumadan altına mühür basılırdı.
|